PRONOUNS KONU ANLATIMI

 PRONOUNS KONU ANLATIMI


Kişi, özlük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek, varlıkların yerini tutan sözcüklere zamir denir.

1. Daha önce söz edilen bir şey ya da kişiden bir kez daha söz edilmek istendiğinde zamir kullanılır:

I took the book and opened it.
Kitabı alıp açtım.

Cümlede “kitap” sözcüğünün ikinci kez belirtilmesi gerekmiş ancak yeniden the book yazmamak için yerine zamir (it) kullanılmıştır. Aksi takdirde cümle I took the book and opened the book olacak ve gereksiz bir tekrar yapılacaktı.

I rang Tom and invited him to lunch.
Tom’a telefon edip onu öğle yemeğine davet ettim.

Have you been to Paris?___Yes, it was very nice.
Paris’e gittin mi?___Evet, çok güzeldi.

I’ve lost my keys. I can’t find them anywhere.
Anahtarlarımı kaybettim. Onları hiçbir yerde bulamıyorum.

Where is my pen?___It was on the desk a minute ago.
Kalemim nerede?___Bir dakika önce sıranın üstündeydi.

I sent Peter an e-mail last month, but I haven’t had a reply from him yet.
Geçen ay Peter’a bir e-posta gönderdim ama henüz kendisinden bir cevap almadım.

When you go and see Sophia, could you take this package to her?
Gidip Sophia’yı gördüğünde bu paketi ona götürür müsün?

2. İçinde bulunulan durumda kim ya da ne olduğu belli olan varlıklar için, ikinci kez söz edilmesine bakılmaksızın doğrudan zamir kullanılabilir:

Where shall we meet, Paul?
Nerede buluşalım Paul?

Send us a card so we’ll know where you are.
Bize kart at, biz de senin nerede olduğunu bilelim.

3. Özne ve nesne durumunda olmak üzere iki tür kişi zamiri (personal pronoun) vardır. Özne durumunda kullanılanlar aşağıda verilmiştir. Bu zamirlerden you, hem tekil (sen) hem de çoğul (siz, sizler) olarak kullanılır:

I     you    we    they    he     she    it

She is the best chess player in the school.
Okuldaki en iyi satranç oyuncusudur.

There is no need to be frightened; he is a very friendly dog.
Korkmaya gerek yok; çok insancıl bir köpektir.

They are very pleasant people.
Çok iyi insanlardır.

You are coming tonight, aren’t you?
Bu akşam geliyorsun değil mi?

4. Nesne durumundaki zamirler, fiilin dolaylı (indirect) ya da dolaysız (direct) nesnesi olarak kullanılırlar:

me     you    us      them     him     her     it

Please will you pass me that book?
Şu kitabı bana uzatır mısın lütfen?

Please pass that bottle to me.
Lütfen şu şişeyi bana uzatıver.

I’ll help you if you like.
İstersen sana yardım ederim.

If someone is causing us problems, we should get rid of him.
Birisi bize sorun çıkarıyorsa onu başımızdan atmalıyız.

If your flatmate is around, why don’t you bring her to the party?
Ev arkadaşın buralardaysa neden onu partiye getirmiyorsun?

The nurse washed her with cold water.
Hemşire onu soğuk suyla yıkadı.

The ball hit me in the face.
Top, yüzüme çarptı.

5. You ve they zamirleri, insanlarla ilgili genellemelerde kullanılır:

They say he is poor.
Yoksul olduğu söyleniyor./Yoksulmuş.

You can’t get a driving licence till you’re 18 in this country.
Bu ülkede 18 yaşına gelinceye kadar ehliyet alınamaz.

You meet a lot of people through work.
İş sayesinde birçok insanla tanışılır.

6. It zamiri, zaman, tarih ve hava ile ilgili genel ifadelerde kullanılır:

What time is it?
Saat kaç?

It’s five o’clock.
Saat beş.

It is July 5th.
5 temmuz.

It is sunny and hot today.
Bugün hava güneşli ve sıcak.

7. İyelik durumunda kullanılan zamirler şunlardır:

mine     yours     ours     theirs     his     hers

This house is ours.
Bu ev bizim.

Theirs is a good book.
Onlarınki iyi bir kitap.

My sister and I both own BMWs; mine is red and hers is black.
Kız kardeşimin de benim de BMW’miz var; benimki kırmızı, onunki ise siyah.

That car is his.
Şu araba onun.

8. İngilizcedeki gösterme zamirleri (demonstrative pronouns) dört tanedir: this, that, these, those. This ve that tekil, these ve those çoğuldur. Genellikle elimizin erişebileceği şeyleri gösterirken this ve these, erişemeyeceği şeyleri gösterirken that ve those kullanılır:

This is a famous book.
Bu, ünlü bir kitap.

These are famous books.
Bunlar ünlü kitaplar.

Those people who would like to go on the trip should put their names on the list.
Geziye katılmak isteyenlerin adlarını listeye yazmaları gerekmektedir.

This is a list of rules.
Bu, kurallar listesidir.

I brought you these.
Bunları sana getirdim.

This book is a present from my boss.
Bu kitap, patronumdan bir armağan.

9. This, bir fikri ya da bir durumu anlatmak için de kullanılabilir:

She hadn’t done her homework. This made the teacher angry.
Ev ödevini yapmamıştı. Bu da öğretmeni kızdırdı.

10. That, karşılaştırma cümlelerinde sık sık gösterme zamiri olarak kullanılır:

Their house was much more comfortable than that of ours.
Onların evi bizimkinden çok daha konforluydu.

11. İngilizcedeki dönüşlü zamirlere (reflexive pronouns) gelince:

tekil olanlar: myself     yourself     himself     herself      itself
çoğul olanlar: ourselves     yourselves     themselves

Dönüşlü zamirler, öznenin yaptığı işten yine kendisinin etkilendiğini gösterir:

My mother bought herself a dress.
Annem kendine bir giysi aldı.

She was talking to herself.
Kendi kendine konuşuyordu.

He should give himself more time.
Kendine daha çok zaman ayırmalı.

Here’s the money, go and buy yourself an ice cream.
İşte para, git kendine dondurma al.

Brian’s started sending letters to himself because nobody else writes to him.
Hiç kimse kendisine yazmadığı için Brian kendisine mektup göndermeye başladı.

Ayrıca bir işi öznenin tek başına yaptığını gösterirler:

We ourselves painted the house.
Evi kendimiz boyadık.

Did you make these yourself?
Bunları sen mi yaptın?

I’ll take it down to the police station myself.
Bunu karakola ben kendim götüreceğim.

Dönüşlü zamirlerin, vurgulama ve pekiştirme özelliği de vardır:

You yourself told me this.
Bunu bana bizzat siz söylediniz./Bunu bana siz kendiniz söylediniz.

I saw John wash the car myself.
John’un arabayı yıkadığını ben kendim gördüm.

The town itself was so small that it didn’t have a bank.
Kasabanın kendisi o kadar küçüktü ki bir bankası bile yoktu.

Dönüşlü zamirler by ile kullanıldığında iki anlama sahiptir:

a) Başkalarından yardım alınmadığını anlatırlar:

Susan is only three but she wrote her name by herself.
Susan daha üç yaşında ama adını kendi kendine yazdı.

Jamie made that snowman by himself.
Jamie, o kardan adamı kendi başına yaptı.

It is a big garden, but we do all the gardening by ourselves.
Bahçe büyük ama bütün bahçıvanlığı kendi başımıza yapıyoruz.

They collected the evidence by themselves.
Kanıtı kendi başlarına topladılar.

b) Kişinin yalnız olduğunu anlatırlar:

Her father lives by himself in a very large house.
Babası, çok büyük bir evde tek başına yaşıyor.

I was there for about a year by myself.
Yaklaşık bir yıl boyunca orada yalnız/kendi başımaydım.

Yukarıdaki anlamları, on my, your, his … own yapısı ile de verebiliriz:

I like living on my own.
Kendi başıma/yalnız yaşamayı seviyorum.

I did my buttons up on my own.
Düğmelerimi kendim ilikledim.

Vurgulama yapmak için all sözcüğü de eklenebilir:

We cannot solve this problem all on our own.
Bu problemi biz kendi başımıza çözemeyiz.

12. Hangi adların yerini tuttukları açıkça belli olmayan zamirlere belgisiz zamirler (indefinite pronouns) denir. Bu zamirlerden -body ve -one ile bitenler insanlar için, -thing ile bitenler ise cansızlar için kullanılır:

anybody, everybody, nobody, somebody
anyone, everyone, no one, someone
anything, everything, nothing, something

No one, ya ayrı ya da tire ile (no-one) yazılır.

I’ve never met anyone so totally lacking in a sense of humour.
Espri anlayışı bu kadar kıt biriyle hiç karşılaşmamıştım.

He may be responsible for many of the problems, but you can’t blame everything on him.
Sorunların çoğunun sorumlusu o olabilir ama herşeyi de ona yükleyemezsin.

Is there nobody here who can answer my question?
Burada soruma cevap verecek kimse yok mu?

Something in the cupboard smells odd.
Dolapta bir şey tuhaf kokuyor.

Belgisiz zamirler cümlede özne durumundaysalar, birden fazla kişiyi ya da nesneyi anlatsalar da, her zaman tekil eylemlerle kullanılırlar:

Everyone involved in the accident has been questioned by the police.
Kazaya karışan herkes polis tarafından sorgulandı.

Is everything all right?
Her şey yolunda mı?

Belgisiz zamirlerden cümle içinde tekrar söz edildiğinde, kullanılan zamirler çoğul olur:

Everyone knows who stole it, but they are all afraid to tell anyone.
Herkes onu kimin çaldığını biliyor ama birilerine söylemeye korkuyorlar.

Has everyone eaten as much as they want?
Herkes istediği kadar yedi mi?

Some- ile başlayan belgisiz zamirler şu durumlarda kullanılır:

a) Olumlu cümlelerde:

Surely someone knows where the documents are.
Belgelerin nerede olduğunu elbette biri biliyor.

There is somebody outside the house.
Evin dışında biri var.

b) Karşılığında “evet” cevabı beklenen sorularda:

Is there something you’d like to say?
Söylemek istediğin bir şey var mı?

Would you like something to eat?
Yiyecek bir şey ister misin?

Can you get someone to repair the door?
Kapıyı onaracak birini bulabilir misin?

Any- ile başlayan belgisiz zamirler şu durumlarda kullanılır:

a) Genel ifadelerde cümlenin öznesi ve nesnesi olarak:

Anyone could dress well with as much money as he’s got.
Ondaki parayla herkes iyi giyinir.

If anyone could persuade him to come to the party you could.
Onu partiye gelmesi için ikna edecek birisi varsa o da sensin.

Olumsuz cümlelerin öznesi olarak kullanılmazlar:

“Anybody can’t come in.” denmez.

b) Olumlu soru ve olumsuz soru cümlelerinde kullanılırlar:

I was so pleased when you rang; I hadn’t spoken to anyone all day.
Aradığına çok sevindim; bütün gün kimseyle konuşmamıştım.

Was there anyone you knew at the meeting?
Toplantıda tanıdığın biri var mıydı?

Is there anything I can do to help?
Yardım edebileceğim bir şey var mı?

Won’t anybody help me?
Bana yardım edecek yok mu?

No- ile başlayan belgisiz zamirler ise şu durumlarda kullanılır:

Kendileri olumsuz olduğu için cümleyi ayrıca olumsuz yapmaya gerek yoktur. Mesela “There isn’t nobody in the room.” denmez:

There is nobody in the room.
Odada kimse yok.

Tom said nothing for a moment.
Tom bir süre hiçbir şey söylemedi.

No one believes him.
Kimse ona inanmıyor.

Nobody could find their luggage.
Kimse bagajını bulamadı.

Nobody else offered to help.
Başka hiç kimse yardım teklif etmedi.

There is nothing interesting in the newspaper.
Gazetede ilginç bir şey yok.